<?xml version="1.0" encoding="iso-8859-9"?>
<feed version="0.3" xmlns="http://purl.org/atom/ns#" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xml:lang="en">
  <title>e-vesaire</title>
  <link rel="alternate" type="text/html" href="http://www.e-vs.org/blog/" />
  <modified>2006-09-07T16:18:25Z</modified>
  <tagline></tagline>
  <id>tag:www.e-vs.org,2007:/blog/1</id>
  <generator url="http://www.movabletype.org/" version="2.65">Movable Type</generator>
  <copyright>Copyright (c) 2006, perSona</copyright>
  <entry>
    <title>rec</title>
    <link rel="alternate" type="text/html" href="http://www.e-vs.org/archives/cat_blog.html#000221" />
    <modified>2006-09-07T16:18:25Z</modified>
    <issued>2006-09-07T19:18:25+02:00</issued>
    <id>tag:www.e-vs.org,2006:/blog/1.221</id>
    <created>2006-09-07T16:18:25Z</created>
    <summary type="text/plain">zizek&apos;in adieu derrida&apos;da yaptığı konuşmanın ses kayıtları......</summary>
    <author>
      <name>perSona</name>
      
      <email>seyda@e-vs.org</email>
    </author>
    <dc:subject>blog</dc:subject>
    <content type="text/html" mode="escaped" xml:lang="en" xml:base="http://www.e-vs.org/blog/">
      <![CDATA[<p>zizek'in <a href="http://www.bbk.ac.uk/bih/activities/derrida.shtml" target="_blank">adieu derrida</a>'da yaptığı konuşmanın <a href="http://rabelais.socialtools.net/" target="_blank">ses kayıtları</a>...</p>]]>
      
    </content>
  </entry>
  <entry>
    <title>blog karnavalları</title>
    <link rel="alternate" type="text/html" href="http://www.e-vs.org/archives/cat_blog.html#000220" />
    <modified>2006-05-06T21:56:14Z</modified>
    <issued>2006-05-07T00:56:14+02:00</issued>
    <id>tag:www.e-vs.org,2006:/blog/1.220</id>
    <created>2006-05-06T21:56:14Z</created>
    <summary type="text/plain">blog karnavallarından haber(imiz) olmalı. adı pek üstünde olmayan, ha bu nasıl karnaval dedirtebilecek gayet net girişimler olan bu karnavallarda, belirli bir tema üzerine yazılmış ilgi çekici, kaçırılmaması gereken blog yazıları, yine o temaya takık ve ilgili blogları aksatmadan takip eden...</summary>
    <author>
      <name>perSona</name>
      
      <email>seyda@e-vs.org</email>
    </author>
    <dc:subject>blog</dc:subject>
    <content type="text/html" mode="escaped" xml:lang="en" xml:base="http://www.e-vs.org/blog/">
      <![CDATA[<p>blog karnavallarından haber(imiz) olmalı. adı pek üstünde olmayan, ha bu nasıl karnaval dedirtebilecek gayet net girişimler olan bu karnavallarda, belirli bir tema üzerine yazılmış ilgi çekici, kaçırılmaması gereken blog yazıları, yine o temaya takık ve ilgili blogları aksatmadan takip eden kişiler tarafından bir yazıda toplanıyor, linkleniyor, rapor olarak sunuluyor. rapor diyorsam, takır tukur rapor değil elbet, karnavallığın şanına yakışır bir stil tutturarak, kâh bir pazar eki köşe yazısı laytlığında, kâh bir 'okusun, zihni açılsın, medeti bilen buldursun' pişmişliğinde sunulan carny yazılarla ne yapıyoruz, rastgele linkleri tıkla tıkla sıdken ve  adlen sıyıracağımıza, hazıra konuyoruz. </p>

<p><a href="http://feministcarnival.blogspot.com/">feministlerin karnavalı</a> olmasa göreceğim yoktu belki de, oradan başlayarak <a href="http://philosophycarnival.blogspot.com/">felsefe karnavalı</a>na, <a href="http://historycarnival.blogsome.com/">tarihçilerin karnavalı</a>na, <a href="http://tangledbank.net/">bilenlerin karnavalı</a>na, ulaşmayı düşündüm, bookmarklamakla yetindim. işte konuyla ilgili her şeyin özetlendiği <a href="http://blawgreview.blogspot.com/2005/06/what-is-blog-carnival.html">bir sayfa</a> ve de işte mevcut <a href="http://blogcarnival.com/bc/index.php" target="_blank">blog karnavalları dizini</a>. </p>]]>
      
    </content>
  </entry>
  <entry>
    <title>kontrpastiş</title>
    <link rel="alternate" type="text/html" href="http://www.e-vs.org/archives/cat_blog.html#000216" />
    <modified>2006-02-07T23:35:31Z</modified>
    <issued>2006-02-08T01:35:31+02:00</issued>
    <id>tag:www.e-vs.org,2006:/blog/1.216</id>
    <created>2006-02-07T23:35:31Z</created>
    <summary type="text/plain">politik durumlar, sosyolojik olgular, hassasiyetler ve patlayan kitleler hakkında illâ ahkâm kesmek gerekmiyor, zaten şu bağlama şak diye oturacak terimleri hatırlayamayacak, hatırlasam bile şöyle layıkıyla kullanamayacak durumdayım (&quot;politik durum&quot; ne, bir konjonktür diyemedin mi orada?). artık bütün karmaşalar, patlamalar, ayaklanmalar...</summary>
    <author>
      <name>perSona</name>
      
      <email>seyda@e-vs.org</email>
    </author>
    <dc:subject>blog</dc:subject>
    <content type="text/html" mode="escaped" xml:lang="en" xml:base="http://www.e-vs.org/blog/">
      <![CDATA[<p>politik durumlar, sosyolojik olgular, hassasiyetler ve patlayan kitleler hakkında illâ ahkâm kesmek gerekmiyor, zaten şu bağlama şak diye oturacak terimleri hatırlayamayacak, hatırlasam bile şöyle layıkıyla kullanamayacak durumdayım ("politik durum" ne, bir konjonktür diyemedin mi orada?). artık bütün karmaşalar, patlamalar, ayaklanmalar birbirine benziyor, şablon çoktan belirlenmiş, iki ekle, üç eksilt, hep aynı hikâye. biz ezikçi çoğunluğa oturup izlemek, yorumları okumak, karikatürlere bakmak ve gelmeyecek sonu beklemek kalıyor. bu da geçer, üç ekle, beş eksilt, havamızı bulalım.</p>

<p>"birileri düğmeye bastı," demeyi görev edinmiş insanlar var, nasıl heyecanlılar birileri düğmeye bastığı ve onlar da bunu fark ettiği için. o birileri duruma göre ya x'tir, ya y, çıkarılır, mevcut koşullarla uyumlu aksesuarlarla allanır pullanır, önümüze sürülür. ne zaman tarih biz denen birliğin aleyhine yazılsa, yazılayazsa, guguklu saat guguğu misali kafasını çıkartıp, "birileri düğmeye bastı" (repeat x3), "gizli güçler iş başında," (repeat x2) diye öter, kovuklarına çekilirler. yoksa, <a href="http://plagiarist.com/poetry/4883/" target="_blank">zaman</a> ilerlemez, piyasa başka türlü dönmez. </p>

<p>adamın biri (bulup yapıştıracağım linkini birazdan) komplo teorileriyle ilgili oldukça yerinde bir tespitte bulunarak, bu komplo teorilerindeki gizli güçlerin lacan'ın küçük a'sına tekabül ettiğini, biz eksik süjeleri ardından deli dana gibi koşturduğunu ama hep hedefi şaşırttığını, matruşka bebekler misali her komplo teorisinin içinden bir başka komplo teorisi, her gizli gücün ardından bir başka gizli güç çıkmazsa sıkıntıdan ölüp gideceğimizi, e sıkıntıdan ölüp gitmek şanımıza yakışmayacağından, o başka komplo teorisi orada değilse bile bizim bir tane üreteceğimizi yazmıştı. ne has adamdı, mevzu büyük Other'dı, <a href="http://www.e-vs.org/blog/images/lost_adriftjin.JPG" target="_blank">hadığz</a> değildi, e bu bağlantıya daha önce de birçok yerde değinilmişti. olsun, zevkli işler bunlar ya, diye okumuştum, yazmak aklımın ucundan bile geçmemişti ama madem buradayım, bu da <a href="http://huh.34sp.com/wrong/2004/11/01/towards-a-lacanian-conspiracy-theory/" target="_blank">ilgili link</a> olsun. linksiz olmaz, tadı çıkmaz. o zaman, teşbihte hata olmaz ama temsilde olur diyerek, eeen eski hikâyeye, hikâyelerin asına kafadan link atalım. tanrının sureti olarak tasarlanan adem ve havva, bir günah işleyip cennetten kovulunca, kutsal benzerliğe/aynılığa gölge düşürdüler, ilk günahın lekesini taşıyan defolu modeller oldular. o nedenle, onlar ve devamında bizler tanrının esasını yansıtmamız gerekirken, lekelerimizle birer karikatüre dönüştük. cennetin dışında, bu hayatta o ideale tekrar ulaşıp ulaşmayacağımız test ediliyor şimdi. rahatladık mı? hepimiz karikatürüz desem, huşu içinde birleşir miyiz? /anekdot stop. bence rahatlamayalım, bu hikâyenin altından girip, içinde kalarak etrafı bir kolaçan edelim, üstünden de çıkarız evelallah. bir ara, gizli güçlerin, çarpıtılmış öteki temsillerinin bir türlü ortaya çıkamadığı dizilerimi izleyip, bitirip, rahatladıktan sonra, belki. <br />
</p>]]>
      
    </content>
  </entry>
  <entry>
    <title>sanalı sanmak</title>
    <link rel="alternate" type="text/html" href="http://www.e-vs.org/archives/cat_vesaire.html#000215" />
    <modified>2006-01-27T00:33:59Z</modified>
    <issued>2006-01-27T02:33:59+02:00</issued>
    <id>tag:www.e-vs.org,2006:/blog/1.215</id>
    <created>2006-01-27T00:33:59Z</created>
    <summary type="text/plain">william gibson&apos;ın neuromancer&apos;ıyla hayatımıza giren ve şimdi hayatın ta kendisi olan &quot;cyberspace&quot; teriminin artık eskidiğini, şimdiki interneti karşılamadığını düşünen wired insanları, başta gibson olmak üzere birkaç bilene sormuşlar, ne diyelim şu cyberspace&apos;e diye. &quot;ubiquitous computing&quot; demiş bir tanesi, infosphere diyen...</summary>
    <author>
      <name>perSona</name>
      
      <email>seyda@e-vs.org</email>
    </author>
    <dc:subject>vesaire</dc:subject>
    <content type="text/html" mode="escaped" xml:lang="en" xml:base="http://www.e-vs.org/blog/">
      <![CDATA[<p><a href="http://www.williamgibsonbooks.com/blog/blog.asp" target="_blank">william gibson</a>'ın neuromancer'ıyla hayatımıza giren ve şimdi hayatın ta kendisi olan "cyberspace" teriminin artık eskidiğini, şimdiki interneti karşılamadığını düşünen wired insanları, başta gibson olmak üzere birkaç bilene <a href="http://www.wired.com/wired/archive/14.02/start.html? pg=10" target="_blank">sormuşlar</a>, ne diyelim şu cyberspace'e diye. "ubiquitous computing" demiş bir tanesi, infosphere diyen de var, "augmented reality" var, "the world" var. bu terimlerin, infosphere hariç hepsinde sanalla gerçek arasındaki sınırları muğlak, bol gradient yemiş ilişki gıdıklanıyor. </p>

<p>bu yeni terim ihtiyacını anlamak için cyberspace'i teğet geçip direktoman anlamdaşı virtual reality'nin virtual'ının nereden nereye etimolojisini kurcalamak gerek. </p>

<p>virtual reality diye de bildiğimiz şu güzel ortamın esasını ve esansını ne kadar karşılıyor ve bu sanal gerçekliğin yapısı hakkında ne gibi ipuçları veriyor bu "virtual/sanal"?  virtual aslen latince virtus'dan gelmekte. virtus, güç/erk anlamına geliyor ve bu hiç de tesadüf değil, çünkü erkek anlamına gelen "vir" kökünden türemiş. o vakit, bu virtus'un önünde sonunda gelip erdem'i karşılayan virtue'ya dayanmasına hiç şaşırmıyoruz. tabii, virtual'ın şimdi üzerinde eğreti duran "gerçek taklidi," "-miş gibi" vb. anlamları üzerine almadan önce çok uzunca bir süre ahlâki bir idealin yeryüzüne indirilmiş modeli olan insanları betimlemek için ("virtual person" kalıbıyla) kullanıldığını da not edelim. (14. yüzyıl sonları). sanal insanların, sopası olmayanlarına (vir aynı zamanda sopa da demek, fallus da demek) "virgin" denmesine, virtual'ın 19. yüzyıldan itibaren iffet (chastity) sahibi kadınlara atfedilen bir özellik olmasına da şaşırmayalım. ama, bu ahlâki ideallerden, erklerden, güçlerden ne vakit cyberspace'lere, sanal gerçekliklere dönüşüverdi bu anlam, işte oraları biraz karmaşık, çok derinlere inip, pek değerli hazinelerle çıkmak olası. köpekleme ilerleyince de az boz bir şey çıkmıyor aslen.  </p>

<p>değnek, erkek, erdem, ideal'den kıvrıla kıvrıla gelip virtual'ın günümüzdeki birincil anlamı "gerçeğine yakın bir etkisi olan ama gerçek olmayan"a çatınca, ideal ya da değil oluyor bütün mesele.  idealin bir yansıması, görünüvermesi olarak tanımlanan virtual (ideal kişinin yeryüzündeki yansıması anlamına gelen "virtual person" kullanımına flashback yapalım), aynı zamanda namevcut veya hayali olanın gerçekten varmış gibi görünmesi anlamına da geliyor. virtual olmak, bu etkiyi yaratabilme kapasitesine sahip olmak nerden <a href="http://www.etymonline.com/index.php?term=virtual" target="_blank">baksan</a>.  </p>

<p>cyberspace insanın kendi rızasıyla halüsinasyon görmesi, olmayanı oluyor sanmak istemesi, sanala dalmak istemesi demiş ya gibson, o olmayana, o halüsinasyonun ve o idealin durumuna bir bakmak lâzım o zaman. </p>

<p>Pek baskın olan bir İdeal var elde. Plato'nun başının altından çıkıyor. Gerçek/İdeal aşığı Plato simülasyonları, sanallamaları pek sevmez, mağaradan çıkıp gerçeği görmeyene adam demezmiş (işbu nedenle matrix'i plato ve halefi baudrillard üzerinden okumak çok kolaydır, pek de in olmuştur zamanında). mağaradan çıkınca karşılaşılacak gerçeğin bir başka simülasyon olmadığını nasıl anlayacağız peki, sonsuz bir döngüye girmediğimizi nereden bileceğiz? cevap şu: bilemeyeceğiz, simülasyonu, gerçeğin veya esasın sümüklü, değersiz klonu olarak görmeyeceğiz. o ki, içinde niçe potansiyeller barındırır, olmak değil olagelmektir, diyen bir ses yankılanır bin yayla taraflarında.  bir elde ideal gerçeklik, öbür elde tu kaka simülasyon ve sanal gerçeklik yok artık, giderek flulaşan bir ideal ve durmaksızın üreyen simülakrlar var. o nedenledir ki, augmented reality (büyüyen, çoğalan gerçeklik) ve ubiquitous (aynı anda, her yerde olan) computing cyberspace'e mis gibi iki alternatiftir. "the world" ise son noktadır, birkaç sene sonrasında buraların durumunu tam olarak karşılayacaktır. ben de ne o, ne o diyorum. <br />
</p>]]>
      
    </content>
  </entry>
  <entry>
    <title>musalla taşı</title>
    <link rel="alternate" type="text/html" href="http://www.e-vs.org/archives/cat_vesaire.html#000214" />
    <modified>2006-01-20T02:47:55Z</modified>
    <issued>2006-01-20T04:47:55+02:00</issued>
    <id>tag:www.e-vs.org,2006:/blog/1.214</id>
    <created>2006-01-20T02:47:55Z</created>
    <summary type="text/plain">hamlet, babasının hayaleti kendisine göründükten sonra &quot;time is out of joint&quot; diyerek edimsizliğini altetmeye yeltenir ve tereddüt ede ede zıvanadan çıkar ya. &quot;zamanın bağları kopunca, dünya da çığrından çıkmıştır &quot;der kimileri, can yücel&apos;e göre ise çıkan dünyanın çivisidir. şimdi, bu...</summary>
    <author>
      <name>perSona</name>
      
      <email>seyda@e-vs.org</email>
    </author>
    <dc:subject>vesaire</dc:subject>
    <content type="text/html" mode="escaped" xml:lang="en" xml:base="http://www.e-vs.org/blog/">
      <![CDATA[<p>hamlet, babasının hayaleti kendisine göründükten sonra "time is out of joint" diyerek edimsizliğini altetmeye yeltenir ve tereddüt ede ede zıvanadan çıkar ya. "zamanın bağları kopunca, dünya da çığrından çıkmıştır "der kimileri, can yücel'e göre ise çıkan dünyanın çivisidir. şimdi, bu yazının olması için çıkmış olması gereken zamanın çivisidir, "zamanı tutan menteşeler patır patır açılmıştır." hamlet'in zamanın çivisinin çıktığını, zembereğinden boşaldığını görmesini sağlayan, babasının öz kardeşi tarafından öldürüldüğünü öğrenmesi değil, bunu bizzat babasından, bildiğin hayaletten öğrenmesidir. yani, bu 'haunt'ı nasıl çevircez yahu'dan başlayan linkoloji yolculuğunun hamlet dellenmesi durağında, çıkmış olması gereken çivi dünyanınki değil, zamanınkidir. dünyanın çivisi çıktığında "olması gereken" olmuyordur, etiktir, regülatördür, mazlum ahlâkçılığı kokar. e hâliyle hamlet hikâyesi de babasının intikamını alan danimarkalı sümsük prensin hikâyesi olarak okunur.</p>

<p>oysa ki, çivisi çıkan zaman olursa hamlet metni katmerlenir. evine dönen baba hayaleti un-heimlich'i ve unheimlich deneyimini tam karşılar. işe tekin-siz meselesi karışır, curcuna olur, karnaval olur, hayat olur.</p>

<p>tekinsiz olanın görünmesini zamanın çivisinin çıktığının idrakı takip eder.  zamanın çivisi çıkınca, hareket-zaman bağıntısı tersine çevrilir der birisi (bağıntı? derim ben), zaman artık şeylerin art arda gelmesi olarak tanımlanamaz, antik zaman idrakını bırak, önce-şimdi-sonradan geç, hamlet'teki zaman olgusuna bir de bu açıdan bak der bir başka ses. hayalet, hamlet'in hafızasıdır, "beni hatırla," der babası, hayalet shakespeare'in sesidir. hamlet hatırlar ve geçmiş, şimdi ve gelecek sırasının, kronolojinin ayarı kaçar. hayalet, hamlet'in benliğine musallat olan ötekidir, hamlet işbitirici olamaz, çünkü hep olasılıkları görür, harekete geçme gerekliliğini sorgular. </p>

<p>hayaletlerle yaşamayı ve konuşmayı öğrenmek gerekir. zaten, hepimiz (dijital çağda, şu anda ve bu perili sitede) hayalet olmuşuzdur. </p>

<p>link her zaman verilmez, metin linkle örülmez. </p>

<p>*haunt=cin olup adam çarpmak ve <i>heim</i>suchen.   </p>]]>
      
    </content>
  </entry>
  <entry>
    <title>lost ve bad twins</title>
    <link rel="alternate" type="text/html" href="http://www.e-vs.org/archives/cat_filmtv.html#000211" />
    <modified>2005-11-21T17:29:38Z</modified>
    <issued>2005-11-21T19:29:38+02:00</issued>
    <id>tag:www.e-vs.org,2005:/blog/1.211</id>
    <created>2005-11-21T17:29:38Z</created>
    <summary type="text/plain">lost&apos;un yapımcılarını, izleyici kızıştırmaya dair onca taktik kesmemiş olacak ki, (ama izleyici de kızışmak istiyor tabii) bakın ne yapacaklarmış. dizinin baharda yayımlanacak bölümlerinden birinde, adadakilerden biri kalıntılar arasında mevta olmuş yolculardan birinin kitap taslağını bulacakmış. yolcunun adı Gary Troup olacakmış,...</summary>
    <author>
      <name>perSona</name>
      
      <email>seyda@e-vs.org</email>
    </author>
    <dc:subject>film-tv</dc:subject>
    <content type="text/html" mode="escaped" xml:lang="en" xml:base="http://www.e-vs.org/blog/">
      <![CDATA[<p><a href="abc.go.com/primetime/lost/">lost</a>'un yapımcılarını, izleyici kızıştırmaya dair onca taktik kesmemiş olacak ki, (ama izleyici de kızışmak istiyor tabii) bakın ne yapacaklarmış. dizinin baharda yayımlanacak bölümlerinden birinde, adadakilerden biri kalıntılar arasında mevta olmuş yolculardan birinin kitap taslağını bulacakmış. yolcunun adı Gary Troup olacakmış, tabii o daha ilk bölümde ölmüş veya can çekişiyor olduğundan, biz tanımıyoruz. neyse, bu kitabın adı da "Bad Twins"miş ve tanananaam, bu bölümün yayımlandığı gün, Bad Twins adlı roman da Amerika'da (gerçek hayat, gerçek Amerika) yayımlanacakmış. Şimdi ben bunu okuyunca bir hoydaa dedim de, bir de aman ya dedim. sonra o sayfa öyle orada açık kalmış. döndüm baktım ki, kitap <a href="http://www.hyperionbooks.com/index.asp">Hyperion Books</a>'dan çıkıyor ve buyrun işte henüz çıkmamış kitabın <a href="http://www.hyperionbooks.com/titlepage.asp?ISBN=1401302769">tanıtım sayfası</a>. e Gary Troup adında birisi de yok aslen, ama yazmışlar işte kapağa adını. ne diyoduk, gerçek amerika, televizyondaki hayat, televizyon ekranından ılık ılık süzülen samara. haberi veren kişi de bu kurgu ve gerçek karışımının kendisini ne kadar yorduğundan <a href="http://www.latimes.com/news/opinion/commentary/la-oe-ulin19nov19,0,515450.story?coll=la-news-comment-opinions">bahsetmiş</a>. direkt öyle demiyorsa bile ben öyle anlamayı tercih ettim. beni de yoruyor. eğer şimdiki gibi yorgunsam. yoksa olabilir, bilmiyorum. önümüzdeki bölümlere bakalım, heyecanlanacak mıyız. önümüzdeki günlerde, yapacak bir işim yokken dehşet yorumlarda bulunabilirim. medya akıntı yapıyor, şu lost'un ettikleri üzerine teorik bir kitap yakında çıkmazsa ben de "haziran gecesi"ni izlemeye mahkum olayım. </p>

<p>bu arada, kitabın tanıtımındaki, identity, human nature, twins taglerine dikkatinizi çekmek isterim. benim bi teorim yok da, belki birinin vardır diye. </p>]]>
      
    </content>
  </entry>
  <entry>
    <title>depresyon, aktif unutma ve savrulma, üzerine!</title>
    <link rel="alternate" type="text/html" href="http://www.e-vs.org/archives/cat_vesaire.html#000210" />
    <modified>2005-11-11T01:59:11Z</modified>
    <issued>2005-11-11T03:59:11+02:00</issued>
    <id>tag:www.e-vs.org,2005:/blog/1.210</id>
    <created>2005-11-11T01:59:11Z</created>
    <summary type="text/plain"> &quot;depresyon&quot; şu modası geçmiş, duyunca burun kıvrılan, pespaye kelimelerden oldu gitti maaşallah. hatırlama dehlizlerinde sürünürken, anılar versus bu anlar kapışmasında, besbelli oldukça modifiye edilmiş anıların, o anılardaki krallar, kraliçeler gibi benliklere dair yanılsamaların, o kurguların, sürünen sen&apos;e hep galip...</summary>
    <author>
      <name>perSona</name>
      
      <email>seyda@e-vs.org</email>
    </author>
    <dc:subject>vesaire</dc:subject>
    <content type="text/html" mode="escaped" xml:lang="en" xml:base="http://www.e-vs.org/blog/">
      <![CDATA[<p><a href="http://www.e-vs.org/blog/images/LeunigC1.jpg" width="800" height="600" border="0"  target="_blank"/><br />
<img class="floatpicleft" alt="thelifeyoucouldhaveled.jpg" src="http://www.e-vs.org/blog/images/thelifeyoucouldhaveled.jpg" width="200" height="150" border="0" /></a><br />
 "depresyon" şu modası geçmiş, duyunca burun kıvrılan, pespaye kelimelerden oldu gitti maaşallah. hatırlama dehlizlerinde sürünürken, anılar versus bu anlar kapışmasında, besbelli oldukça modifiye edilmiş anıların, o anılardaki krallar, kraliçeler gibi benliklere dair yanılsamaların, o kurguların, sürünen sen'e hep galip gelmesini, dövüp bırakmasını, dünün bugünü hep yenmesini anlayışla karşılamak, bir nebze olsun anlamak kolay da, depresif kelimesini sokmamalı araya. sanki. çünkü kelimeler, kullanılmış prezarvatifler, ve sen hayatî gramerini değiştirmedikçe, kendini terk etmedikçe, bir süreliğine uzaklaşmadıkça, ne dehlize, ne fezaya yüz vermeyip, sırtını dönmedikçe, kendini, acı çekmiş, aldatılmış, hayattan, ondan, bundan, olamamışlardan, oldurulamamışlardan madik yemiş kendini, sevmeye ve melankoliyle anmaya devam ettikçe, o kelimeler maalesef hep aynı hikayeyi anlatacak, seni kendinden koruyamayacak, hamuru dehliz yosunlarından karma, yapış, vıcık, sürünen senler yaratmaya devam edecek. kendinden korunmalısın, <a href="http://www3.iath.virginia.edu/pmc/text-only/issue.101/11.2ramadanovic.txt">aktif olarak, bilinçle, unutmalı</a>, yeniye yer açmalısın. </p>

<p>'meli var bir de mali var mesela, onu izlemeye dayanamasam da, mali lafını çok seviyorum. savaş ay kaptanı seyretmeyi paylaşmayı, olabilirliğin sınırlarını sonsuz uzlamda genleştirmesine yüzüm kızararak gülüşmeyi (başkalarının havsalasına bakmak) seviyorum. curb your enthusiasm'daki larry david misali siyaseten doğruculuk, etik kısıtlamalar ve arzulanan kurguben'ler arasında şaşkın şaşkın dolaşan insanlarla (hepsi sevmeye değer) dolu bu hayatta çok gülünesi, hayran olunası, sevilesi (nasıl boktan bir ifade), coşulası çok şey var. merkezkaç, egosaç, vurkaç etkileri daim, biraz da dalga geçmeli, hafife almalı. oysa ki, 10-20 satır öncesi, refleksiyon, süre, unutamama niyetli o ben, kaçıp gitmiş, yavşamışken, lütfen ama lütfen, "kendini sevmeli, ama çok da sevmemeli", diyerek, bu yazının kendimle ilgili olmadığına, kişisel hiç olmadığına ("kişi cell" önerisi hakkımı mahfuz tutarak) kalıbımı basıyor, alıcısına asla ulaşmaması gereken bu karalamayı aklamak bana düşmez diyerek, huzuruma dalıyorum. </p>

<p>anahtar kelimeler: <br />
dementia: zorlama unutkanlık<br />
nostalgia: gönüllü unutkanlık<br />
umut:  zaruri unutkanlık</p>

<p>not: bir yazının başlığı "üzerine" kelimesini içeriyorsa, hiç okuma, kaç; hadi kaçmadın, okudun, nietzsche linki varsa, orada dur ve topukla.<br />
</p>]]>
      
    </content>
  </entry>
  <entry>
    <title>birebir</title>
    <link rel="alternate" type="text/html" href="http://www.e-vs.org/archives/cat_vesaire.html#000208" />
    <modified>2005-10-21T02:29:08Z</modified>
    <issued>2005-10-21T05:29:08+02:00</issued>
    <id>tag:www.e-vs.org,2005:/blog/1.208</id>
    <created>2005-10-21T02:29:08Z</created>
    <summary type="text/plain">ubuweb avant garde, ethnopoetics, outsider filmlerin indirilebileceği bir site. hepsi bedava, gayet legal ama sevinmekten ziyade bunalıma giriyorum böyle siteleri görünce, inip de bitmek bilmiyor kuyruktakiler ki, sıra bunlara gelsin. kuyruktakiler bir sonraki bölümde ne olacağını merak ettirme işini başarıyla...</summary>
    <author>
      <name>perSona</name>
      
      <email>seyda@e-vs.org</email>
    </author>
    <dc:subject>vesaire</dc:subject>
    <content type="text/html" mode="escaped" xml:lang="en" xml:base="http://www.e-vs.org/blog/">
      <![CDATA[<p><a href="http://www.ubu.com/film/index.html">ubuweb</a> avant garde, ethnopoetics, outsider filmlerin indirilebileceği bir site. hepsi bedava, gayet legal ama sevinmekten ziyade bunalıma giriyorum böyle siteleri görünce, inip de bitmek bilmiyor kuyruktakiler ki, sıra bunlara gelsin. kuyruktakiler bir sonraki bölümde ne olacağını merak ettirme işini başarıyla uygulayan yapımcıların cebinden, senaristlerin kaleminden çıkan diziler. bant genişliği daralıyor, torrent sistemiyle bağlantım arasında bir anlaşmazlık var, seeder bolluğundan çıldırıp misler gibi indirmeye en fazla 15 dakika dayanıp, sonra siniyor, router mıymış neymiş derdi, çözümü yokmuş, bazı kablo modemlerin kaderi buymuş. ben de  iki gün boyunca bütün google maharetimi sergiledikten sonra, daha fazla araştıracak gücü kendimde bulamadım, koyverdim gitti. </p>

<p>'bant genişliği daralıyor, tedarikçinizden duyum alırsanız, ampirik yöntemlerden medet umunuz' gibi, her biri, istenmedikleri bir davete zorla getirilmiş uygunsuz piçler gibi sırıtan kelimelerden oluşan eğreti cümleler kuruyorum. gerektiği üzere, çok fazla ve abandone edici çeşitlilikte çevirip, kendimi bırakıyorum; neyse ki kendim anlatıp kendim oynuyor, düştüğü yerden bir güzel kaldırıyorum. suskunluk lâzım, ammavelakin, gebe sessizlik çok uzarsa, düşük kaçınılmaz olur. türkçe thesaurus'ın olmaması büyük eksiklik; rüyalar sözlüğü de yaşam thesaurus'ıdır diyeyim de, iyice eğreti dursun. <a href="http://www.wsu.edu:8080/~wldciv/world_civ_reader/world_civ_reader_2/freud.html">sağolsun</a>, geçtiğimiz yüzyıla eğretileyerek başlamıştık, aşırı yorumdan çatlayarak bitirdik mi, ne? internette rotamı kaybettim, çok fazla link, çok fazla yan cümle ve maalesef çok fazla seeder var. <br />
</p>]]>
      
    </content>
  </entry>
  <entry>
    <title>tutuş</title>
    <link rel="alternate" type="text/html" href="http://www.e-vs.org/archives/cat_vesaire.html#000206" />
    <modified>2005-10-07T11:43:19Z</modified>
    <issued>2005-10-07T14:43:19+02:00</issued>
    <id>tag:www.e-vs.org,2005:/blog/1.206</id>
    <created>2005-10-07T11:43:19Z</created>
    <summary type="text/plain">&quot;do not go gentle into that good night&quot;&apos;ı dylan thomas&apos;ın kendisinden dinleyelim. her okuyuşta iç sesimin daha çaresiz ve ılık bir tonlama dikte etmiş olmasını, babayla hesaplaşamadan babanın gitmesini kader belleme ihtiyacıma veriyorum. (not: salon&apos;da tüm dylan thomas kayıtlarının mp3&apos;leri...</summary>
    <author>
      <name>perSona</name>
      
      <email>seyda@e-vs.org</email>
    </author>
    <dc:subject>vesaire</dc:subject>
    <content type="text/html" mode="escaped" xml:lang="en" xml:base="http://www.e-vs.org/blog/">
      <![CDATA[<p>"do not go gentle into that good night"'ı dylan thomas'ın kendisinden <a href="http://www.poets.org/viewmedia.php/prmMID/15377">dinleyelim</a>. her okuyuşta iç sesimin daha çaresiz ve ılık bir tonlama dikte etmiş olmasını, babayla hesaplaşamadan babanın gitmesini kader belleme ihtiyacıma veriyorum. </p>

<p>(not: salon'da tüm dylan thomas kayıtlarının <a href="http://www.salon.com/premium/downloads/dylan_thomas/index.html">mp3'leri</a> var.)</p>]]>
      
    </content>
  </entry>
  <entry>
    <title>kalbimi kısa kısa</title>
    <link rel="alternate" type="text/html" href="http://www.e-vs.org/archives/cat_filmtv.html#000205" />
    <modified>2005-10-01T22:15:31Z</modified>
    <issued>2005-10-02T01:15:31+02:00</issued>
    <id>tag:www.e-vs.org,2005:/blog/1.205</id>
    <created>2005-10-01T22:15:31Z</created>
    <summary type="text/plain">david cronenberg son filmi a history of violence&apos;ın setinde, viggo mortensen&apos;le mario bello&apos;nun sevişme sahneleri öncesi yaşadıkları stresi hafifletmek için ağabeylik yapmış ve sete kendi karısını çağırarak herkesin gözü önünde sevişmeye başlamış. dur, kısa oldu bu. o zaman; kısa film...</summary>
    <author>
      <name>perSona</name>
      
      <email>seyda@e-vs.org</email>
    </author>
    <dc:subject>film-tv</dc:subject>
    <content type="text/html" mode="escaped" xml:lang="en" xml:base="http://www.e-vs.org/blog/">
      <![CDATA[<p>david cronenberg son filmi a history of violence'ın setinde, viggo mortensen'le mario bello'nun sevişme sahneleri öncesi yaşadıkları stresi hafifletmek için ağabeylik yapmış ve sete kendi karısını çağırarak herkesin gözü önünde <a href="http://www.contactmusic.com/new/xmlfeed.nsf/mndwebpages/cronenbergs%20public%20sex">sevişmeye başlamış</a>. </p>

<p>dur, kısa oldu bu. o zaman;</p>

<p>kısa film bağlamında, görüntüyü bağlamından koparmanın en uygun yolunun müzik olduğunu pek güzel gösteren "<a href="http://www.tatteredcoat.com/archives/2005/09/28/the-shining-redux/">shining redux</a>"ı bu yazıya monte etmek istiyorum. filmlerin trailer'larını orijinal karelere dokunmadan değiştirerek farklı bir janra ait kılma mottolu <a href="http://www.aice.org/trailerpark.html">trailerpark yarışmasında</a> bu film birinci olmuş. </p>

<p>gus van sant, burroughs'un "thanksgiving prayer" şiiri dinletisinden (?) <a href="http://realitystudio.org/multimedia/thanksgiving_prayer.mov">kısa bir film</a>  (link direkt .mov dosyasına çıkıyor) çıkarmış. kısada çok bir numara yok ama, yine de bulundurmak lâzım. burroughs'un okuduğu metni takip etmek için de <a href="http://realitystudio.org/texts/thanksgiving_prayer/">şuraya</a> bakılmasını uygun buluyorum. </p>

<p>çok sası... ama "blokur" olabilir bir kelime bence.</p>]]>
      
    </content>
  </entry>
  <entry>
    <title>men of science/men of faith</title>
    <link rel="alternate" type="text/html" href="http://www.e-vs.org/archives/cat_blog.html#000204" />
    <modified>2005-09-20T22:58:06Z</modified>
    <issued>2005-09-21T01:58:06+02:00</issued>
    <id>tag:www.e-vs.org,2005:/blog/1.204</id>
    <created>2005-09-20T22:58:06Z</created>
    <summary type="text/plain"> kent hovind adında bir yaratılışçı, tee 2002&apos;de evrim teorisinin doğruluğunu ispatlayacak birine 250.000 $ dolar vereceğini ilan etmiş, - ki zaten o andan itibaren, &quot;dr. dino&quot; mahlasıyla cilalanmış olan itibarı yerle bir olmuştur- bolca da tiye alınmış. yaratılışçılığın günümüze...</summary>
    <author>
      <name>perSona</name>
      
      <email>seyda@e-vs.org</email>
    </author>
    <dc:subject>blog</dc:subject>
    <content type="text/html" mode="escaped" xml:lang="en" xml:base="http://www.e-vs.org/blog/">
      <![CDATA[<p><img class="floatpicleft" alt="250px-Touched_by_His_Noodly_Appendage.jpg" src="http://www.e-vs.org/blog/images/250px-Touched_by_His_Noodly_Appendage.jpg" width="249" height="187" border="0" /><br />
 <a href="http://www.drdino.com/">kent hovind</a> adında bir yaratılışçı, tee 2002'de evrim teorisinin doğruluğunu ispatlayacak birine 250.000 $ dolar vereceğini <a href="http://www.talkorigins.org/faqs/hovind.html" target="_blank">ilan etmiş</a>, - ki zaten o andan itibaren, "dr. dino" mahlasıyla cilalanmış olan itibarı yerle bir olmuştur- bolca da tiye alınmış. yaratılışçılığın günümüze uyarlanmış versiyonu "<a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Intelligent_design" target="_blank">akıllı tasarım</a>" son dönemde kansas'tan gelen rüzgarla tavan yapmışken, en az akıllı tasarım kadar geçerli olan pastafarianism ya da <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Flying_Spaghetti_Monster/" target="_blank">flying spaghetti monsterism</a> kilisesi mensupları tarafından <a href="http://blogs.guardian.co.uk/technology/archives/2005/08/20/intelligent_design_and_pastafarianism.html" target="_blank">madara edilmiş ve edilmekte</a>. </p>

<p>FSM'ciler ya da uçan spagetti canavarı kilisesi mensupları adına kansas eyaleti eğitim kuruluna gönderilen, "madem ki, her alternatif teoriye müfredatta yer vermek gerektiği savıyla, bilim karşıtlığını okullara sızdırmak, anti rasyonalizmi dipten yedirmek istiyorsunuz, bizim teorimize de müfredatta yer vermek zorundasınız" temalı mektubun da yer aldığı <a href="http://www.venganza.org/" target="_blank">sitede</a>, kurul üyelerinden gelen cevaplar da <a href="http://www.venganza.org/response.htm" target="_blank">var</a>.</p>

<p><a href="http://www.boingboing.net/2005/08/19/boing_boings_250000_.html" target="_blank">boing boing</a>, <a href="http://www.kottke.org/remainder/05/08/9237.html" target="_blank">kottke</a> ve <a href="http://seanbonner.com/">bonner</a> da zincirleme olarak, pastafarianism ya da <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Flying_Spaghetti_Monster/" target="_blank">flying spaghetti monsterism</a> adına İsa'nın FSM'in oğlu olmadığını ispatlayacak ilk kişiye 250.000 $  ödül vaad etmiş mi? etmiş. komikmiş. <br />
</p>]]>
      
    </content>
  </entry>
  <entry>
    <title>mazi kadife</title>
    <link rel="alternate" type="text/html" href="http://www.e-vs.org/archives/cat_filmtv.html#000202" />
    <modified>2005-09-15T20:49:08Z</modified>
    <issued>2005-09-15T23:49:08+02:00</issued>
    <id>tag:www.e-vs.org,2005:/blog/1.202</id>
    <created>2005-09-15T20:49:08Z</created>
    <summary type="text/plain">muhterem biri olduğunu sandığım professor dvd yine çok aziz bir film olan blue velvet&apos;ın karekare analizini yapmaya başladı weblogunda yaklaşık bir ay kadar önce. şöyle yapıyor: her güne ya da her iki üç günde bir kare modunda, karenin screenshotını alıyor,...</summary>
    <author>
      <name>perSona</name>
      
      <email>seyda@e-vs.org</email>
    </author>
    <dc:subject>film-tv</dc:subject>
    <content type="text/html" mode="escaped" xml:lang="en" xml:base="http://www.e-vs.org/blog/">
      <![CDATA[<p>muhterem biri olduğunu sandığım <a href="http://professordvd.typepad.com/" target="_blank">professor dvd</a> yine çok aziz bir film olan blue velvet'ın karekare analizini yapmaya başladı weblogunda yaklaşık bir ay kadar önce. şöyle yapıyor: her güne ya da her iki üç günde bir kare modunda, karenin screenshotını alıyor, altına da yazacağını yazıyor. Yaklaşık iki saatlik blue velvet 172,800 kareden oluştuğuna göre, 473 yıl sürecek bir proje bu. ama yine de <a href="http://professordvd.typepad.com/frame_by_frame/">hadi bakalım</a>. artık, bizi heyecanlandırması gereken <i>yavaşlık</i>. </p>

<p>niçün blue velvet sorusuna verecek <a href="http://professordvd.typepad.com/frame_by_frame/2005/09/frames_20_21_22.html">az anekdot</a>, bol teori soslu yanıtları var. bahtınıza ne <a href="http://professordvd.typepad.com/frame_by_frame/2005/08/frame_by_frame.html">çıkarsa</a>. </p>

<p>denecek, okunacak, hatırlanacak çok şey var ama, yavaş yavaş. <br />
</p>]]>
      
    </content>
  </entry>
  <entry>
    <title>free documentaries</title>
    <link rel="alternate" type="text/html" href="http://www.e-vs.org/archives/cat_filmtv.html#000201" />
    <modified>2005-09-04T22:35:19Z</modified>
    <issued>2005-09-05T01:35:19+02:00</issued>
    <id>tag:www.e-vs.org,2005:/blog/1.201</id>
    <created>2005-09-04T22:35:19Z</created>
    <summary type="text/plain">free documentaries&apos;de olsa da izlesek dediğimiz belgeseller torrent torrent sıralanmış. siftahı da outfoxed&apos;la yaptık mı, tamamdır....</summary>
    <author>
      <name>perSona</name>
      
      <email>seyda@e-vs.org</email>
    </author>
    <dc:subject>film-tv</dc:subject>
    <content type="text/html" mode="escaped" xml:lang="en" xml:base="http://www.e-vs.org/blog/">
      <![CDATA[<p><a href="http://www.freedocumentaries.org/" target="_blank">free documentaries</a>'de olsa da izlesek dediğimiz belgeseller torrent torrent sıralanmış. siftahı da <a href="http://www.outfoxed.org/" target="_blank">outfoxed</a>'la <a href="http://www.freedocumentaries.org/downloadOutfoxed.htm" target="_blank">yaptık mı</a>, tamamdır. <br />
</p>]]>
      
    </content>
  </entry>
  <entry>
    <title>dallas dellıs olalı</title>
    <link rel="alternate" type="text/html" href="http://www.e-vs.org/archives/cat_.html#000196" />
    <modified>2005-08-13T23:05:15Z</modified>
    <issued>2005-08-14T02:05:15+02:00</issued>
    <id>tag:www.e-vs.org,2005:/blog/1.196</id>
    <created>2005-08-13T23:05:15Z</created>
    <summary type="text/plain">&quot;tazeliği&quot; geçmiş ama, dur bakalım. dallas&apos;ın ms. ellie ewing&apos;i olarak ünlenen barbara bel geddes &apos;in ölüm haberini okuduğumda, onu sadece ms. ellie ewing olarak hatırlamış olmama sonradan kızdım. o ki, helezonik ve de pek izotropik kurgulu şaheser vertigo&apos;nun silik ama...</summary>
    <author>
      <name>perSona</name>
      
      <email>seyda@e-vs.org</email>
    </author>
    
    <content type="text/html" mode="escaped" xml:lang="en" xml:base="http://www.e-vs.org/blog/">
      <![CDATA[<p>"tazeliği" geçmiş ama, dur bakalım. dallas'ın <a href="http://www.ultimatedallas.com/barbarabelgeddes/">ms. ellie ewing</a>'i olarak ünlenen barbara bel geddes 'in <a href="http://daily.greencine.com/archives/001106.html">ölüm haberini</a> okuduğumda, onu sadece ms. ellie ewing olarak hatırlamış olmama sonradan kızdım. o ki, helezonik ve de pek izotropik kurgulu şaheser <a href="http://www.basichip.com/vertigo/main.htm">vertigo</a>'nun silik ama kilit kadın karakteri, gizem, entrika, bir var bir yoklukçuluk üstadı madeleine (kim novak) karşısında hiç şansı olmayan sıradan kadın midge'i canlandırmıştı. filmde midge, yükseklik korkusundan mustarip scottie'yi, üç basamaklı prova merdivenine çıkartan, sütyen provası mankeni olarak kullanarak arzu nesnesi olma şansını sıfırlayan "anne-kadın" haliyle filmden silinip gitti, sonra dallas'ın silik, ağlak  annesi olarak ortaya çıktı. arada, roald dahl deyince ilk aklıma gelecek hikaye olan <a href="http://www.tv.com/lamb-to-the-slaughter/episode/41003/summary.html">kuzunun kerameti</a>'nde (ki dahl bu hikayeyi hitchcock'un tv serisi için yazmışmış)  bir başka kadın yüzünden boşanmak isteyen kocasını, akşam yemeği için çevirdiği kuzunun butuyla bir güzel katledip, cinayet silahını müfettişe yedirerek ortadan kaldıran mary maloney'i oynamış; bundan başka sahnede "hamile" kelimesini sarfeden ilk kadın oyuncu olmuş.  semboliklerden, arzulardan, döngülerden uzak mezarında "huzur içinde yatsın" bari. </p>]]>
      
    </content>
  </entry>
  <entry>
    <title>kafadan ırak</title>
    <link rel="alternate" type="text/html" href="http://www.e-vs.org/archives/cat_blog.html#000197" />
    <modified>2005-08-10T22:14:17Z</modified>
    <issued>2005-08-11T01:14:17+02:00</issued>
    <id>tag:www.e-vs.org,2005:/blog/1.197</id>
    <created>2005-08-10T22:14:17Z</created>
    <summary type="text/plain">bu, bush&apos;un çiftliğinin kapısında, ırak savaşında ölen oğlunun hesabını sormak ve daha fazla insanın ölmemesi için amerikan ordusunun ırak&apos;tan çekilmesi gerektiğini bush&apos;un yüzüne söylemek için bekleyen anne cindy sheenan, bu cindy sheenan&apos;ı oğlunun erdiği şanlı şehit mertebesine gölge düşürmekle suçlayan,...</summary>
    <author>
      <name>perSona</name>
      
      <email>seyda@e-vs.org</email>
    </author>
    <dc:subject>blog</dc:subject>
    <content type="text/html" mode="escaped" xml:lang="en" xml:base="http://www.e-vs.org/blog/">
      <![CDATA[<p><a href="http://www.nytimes.com/2005/08/08/politics/08crawford.html?ex=1281153600&en=97a5f6b716440158&ei=5090&partner=rssuserland&emc=rss" target="_blank">bu</a>, bush'un çiftliğinin kapısında, ırak savaşında ölen oğlunun hesabını sormak ve daha fazla insanın ölmemesi için amerikan ordusunun ırak'tan çekilmesi gerektiğini bush'un yüzüne söylemek için bekleyen anne <a href="http://www.truthout.org/cgi-bin/artman/exec/view.cgi/38/9839" target="_blank">cindy sheenan</a>, <a href="http://www.mensnewsdaily.com/archive/m-n/newman/2005/newman080805.htm" target="_blank">bu</a> cindy sheenan'ı oğlunun erdiği şanlı şehit mertebesine gölge düşürmekle suçlayan, ırkçı, misojen tanımlarla süslediği ve "cennette amerikan askerleri ortamı" tasviriyle altın vuruşu yaptığı "metaforsever örnek vatandaşın eline kalem verirsen dilin yanar" temalı kompozisyon yarışmasında birincilik ödülünü almaya layık yazısının kenarından "etki alanı geniş bir insanım, ful konsantre bakarsam yerler" konseptli ve altaylı'nın sabah imajı için çektirttiği iris yakan fotoğrafını andıran fotoğrafıyla kalplere ürkü salan, günlük erkek haberci bob, <a href="http://crookedtimber.org/2005/08/09/a-steadying-influence/" target="_blank">bu </a>önce saddam'dan sonra da ırak savaşından çeken ıraklıların tek kurtuluşunun amerikan güçlerinin kazanması olduğunu iddia eden <a href="http://slate.msn.com/id/2124157/" target="_blank">yazıya</a> dair tartışma, <a href="http://www.harpers.org/2004-01-WeComeInPeace.html" target="_blank">bunlar</a> da ıraklı kadınlarla dayanışma ayağına ırak'a 36 adet vibratör gönderen playtime çalışanları. </p>]]>
      
    </content>
  </entry>

</feed>