lost in disaffection

19.02.2005, 03:08

şurada japonya'da 60'lı yıllarda yayınlanmış bir gençler için cinsel eğitim kitapçığından sayfalar var. japonya'da yaşayan bir amerikalı tokyo damage report diye bir site yapıvermiş, bunu bulmuş oraya koymuş. william gibson da kendi weblogunda link vermiş. satır yapsın, zengin görünsün diye sıralıyorum; yoksa hey gidinin internetin yolları taştan falan diyesim yok, açıklayasım yok, gülesim nerede, ne bileyim. bir ara buna benzer bir kafalama broşürü görmüştüm scientology kilisesinin 70'li yıllarda bastırdığı, kimi resimlerine çok gülmüştüm; sarışın gıcır insanlar zemini ve arkaplanı trumanvari kurgulanmış bir sweet home ortamında sözüm ona huzur ve mutluluktan boğum boğum boğulurken eblehçe sırıtıyorlardı; şimdi o resimlere gülüşümü anlayamıyorum, bu naif ve cinselliği kurgulayışta eklektik (foto-romans, elişi sanatları, aletli - lego manken- vb. tekniklerle harmanlanmış) bir yaklaşımın benimsendiği kataloğu niçin komik bulamadığımı anlayamadığım gibi.

perSona, blog, , | 2 yorum

prozactan geçtim platonda yoktum

18.02.2005, 01:03

felsterp
Bir kitapevine adres sormak, kalem, ıvır zıvır almak için girmiş olsam bile, incecik de olsa bir kitap, bir dergi, param çıkışmıyorsa da bir broşür almadan çıkınca kendimi rahatsız hissediyor, kendi okurluğumu bırak, tüm okurluk müessesesine ayıp etmiş gibi üzülüp büzülüyorum. Okurluk da, tutkuyla değil de rastgele alıverdiği çoğu kitabı ortasında bir yerlerinde ayraçla (palazlanmış yayınevlerinin her kitabın içine kapağıyla aynı desende bir ayraç sıkıştırıvermesi çok canımı sıkıyor, henüz kullanamadığım bir sürü ayracım bir kenarda boynu bükük duruyor bunların yüzünden) kitaplık rafındaki “güncel okunacaklar” kulesinin en üstüne, ertesi gece yeni ve hazin bir okumaya/bitirmeye hallenme macerasının kahramanı bir başka kitabın altında kalacak şekilde ekleyip, o kitaplar kulesine birkaç hafta boyunca odanın dekoratif demirbaşı olarak boyattıran, sonra tozlarını alıp her birini kitaplıktaki kovuğuna yerleştiren birinin ritüellerine atıf.

Bu kalmış suya çılbır itiraftan yola çıkarak, biriktirme ve kullanılmayan eşyalardan (ayraç tabii) kurtulamama sorunumun anal evredeki işlevsel bir bozukluğa tekabül edebileceğine, yukarıdaki hayali kameralarla alıp veremediklerim bitemediğinden süper egomla kapışmamın hararetle sürdüğüne, ev dışındaki personamla ciddi bir sorunum olduğune, dört bir köşeden ikisinin anca kitaplara layık görüldüğü oyuncakçı dükkanı tüketim mabedi kitapevlerinde ihtiyacım olmayan nesneleri alacak kadar tüketim meraklısı olmamın en pop ifadesiyle içimdeki boşluktan kaynaklandığına varılabilir; ben varmam ama çok isterse bir psikanalist varsın varsın. Temizlik hastalığımı, kesintili melankolimi, laytıyla ağırıyla depresyonlarımı da bonus olarak ekleyebilir. Bunlar şimdilik bir vaka’nın baş harfi S olan meçhul kahramanı olarak raporlarda yer almama yeter de artar bile. Lou Marinoff duysaydı sakalını çekiştire çekiştire "şu işe yaramaz psikanalitik saçmalıklarda kaybolmuş bir zavallısın. Asıl ihtiyacın olan teşhis değil diyalog" derdi.

devamı
perSona, vesaire, , | 0 yorum

 
sabit
altıüstü, byte'lı piyade, chatkapi, pagan, spineless, winternet, bildirgeç, hafif.org, kelamtıraş, nahnu, otium, plasticwings, roccofun, siber kültür, aldaily, boing boing, habits of waste,
in these times, kuro5in, media pill, metafilter, monochrom, spark, the stranger, telepolis, ambiguous, feministe, pinoc-
chio theory
, plastic bag, alternet, gazetem, haysiyet,
24fps, cineaste, cinema space, cinetext, film-
philosophy
, film written, images journal,
kinoeye, offscreen, scope, screening the
past
, senses of cinema, sinefil,