hegel's holiday

31.01.2005, 22:15

hegels holiday

simgeleyenle simgelenenin cenkleştiği bu simge dışı resmi görünce, mantıksal sebep arama/yorumlama sürecine girmeden kafada patlayanları yazmak lazım, ki hakkını verelim. zira magritte de bu resmi nihayetlendirme sürecinde benzer bir yol izlemiş. "ben," demiş "suyun olabildiğince sıradışı, bilinen vasatlığının dışında resmedildiği bir kompoziyon yapacağım." almış eline fırçayı, bardak bardak, kadeh kadeh su çizmiş. yüzlerce kere. sonra bir kadehin üzerine çiziktirdiği bir gölgeden bir şemsiye silueti belirmiş. suyu içine alanla suyu dışarıda bırakan/sudan koruyan'ın birlikteliğinden tatildeki hegel çıkmış, (yani gönlü hoş tutulmuş, ya da bu yapılmak istenmiş.)

eğer hegel okuduğumuz/bize belletilen hegel'se, kendisine atfedilen bu resim onu pek hoş duygulara gark ederdi diyebilir miyiz? burada iki zıt el ele verip bir çözüme ulaşmaktan ziyade, birbirlerinin sınırında itişiyorlar ve sentez bâde oluyor. ama bunları sadece resmin adı "hegel's holiday" koyulduğu için düşünüyoruz, adı başka bir şey olsaydı, bu şık listenin en başında yer almayacaktı. ne düşünecektik? bu su, o su değildir. bu bir memur şemsiyesidir. şemsiyenin şeyliğiyle oynanmış, fonksiyonundan edilmiş, kavramsal/tembel hafızamıza algı yeteneğimize bir pinçik atılmaya çalışılıyor. ama işte elimdeki şemsiye, işte bir şey olarak şemsiye, ve de işte bir resim. işte magritte işte hegel, ya bakar dururum, ya sentezin dibine vururum. sanırım şimdilik ilk şık.
hakkından sonra geliriz.

perSona, vesaire, , | 4 yorum

hatırlarken

20.01.2005, 02:08

Microsoft'un yaklaşık iki senelik MyLifeBits projesiyle ben daha demin tanıştım, o da NY Times'da yayınlanan "offloading your memories" başlıklı makale aracılığıyla oldu. okuyup, linklerden takip edip, projenin içeriğini tanıdıkça aklıma üşüşenler bir yana (ki o yan birkaç satır altı olacak her şey yolunda giderse), MyLifeBits adını istemsizce türkçede karşılama girişimlerimi beynim ya da her neresiyse o nokta şu fışkırtılarla karşıladı: anılaaaağr (ferdi özbeğen tonlamasıyla); hayatımdan enstanteneler, bitli anlar, baytlı epizotlar, bin atlı akınlarla üşüşen anılarım, hayatımdan kırıntılar, meemrııiz, like the corners of my mind (barbara streisand'ın hep araya giren burnunun dibindeki kırpışan gözleri ve cadı takma tırnakları eşliğinde), kaç terabayta sığar ki bu hayat? akın hala devam ediyor ama burada kesiyorum, yoksa, anılar üşüşmeye hep hazır: kimini çağırırsın gelir, görevini ifşa edip yeni kılığıyla yerine geçer; bir başkası da içimin jukebox'ı esrarengizliğinde istenmeden gelir, "sen de nereden çıktın, ne alakası var" dersin, bir süre sonra anlarsın ama zaten çoktan başka bir epizoda geçmişsindir ya da koltukta uzanmışsındır, sonrası özele girer (sırf bu çağrışım mekanizmasını çözdüğünü sanmanın verdiği zevk için bile psikanalize gitmelidir belki de). bu anı akını ve hatırlama işi hakkında yazmaya başladı mı bitmez. fazla uzatmadan ve mecaz dehlizlerinde kaybolmadan noktayı koymayı bilmek lazımdır.

devamı
perSona, vesaire, , | 0 yorum

43 things

4.01.2005, 17:51

yeni yıl dilekleri (hem verileni hem alınanı) tırışkadandır, ocak ayının sonuna bile gelemeden pörsümeye yüz tutar, sonra da leşi kaldırılmadan söner gider. yeni yılda dilek tutmak zamanın oyununa boyun eğmek, bu ay şunu, şu ay bunu yapacağım, bir sene dolmadan istediğim gibi bir insan olacağım (ya sonra ne olacaksın?) hep ileri hep ileri güzel günlere varacağım temennileriyle şişip şişip senenin ortasında gazını bırakıvermeye ve yakın çevreni yapamamış olmanın gazabıyla boğmaya kadar gider. (niye bu kadar doluysam).

en temizi zamanı lineer algılamadan, sürenin tadını çıkara çıkara başarmak ve olmak istediğini başarabileceğine inanmaktır. hayat zaten öyle ya da böyle geçiyor, önemli olan kaliteli yaşamak (buraya ellerimi önümde birleştirip objektifi yandan kestiğim ukala bir pozum gelecek). peki ya nasıl başaracağız? küçük adımlarla başlayacak, ama önce o adımları not edeceğiz. bakın aynı şeyleri gerçekleştirmek isteyen binlerce insan var, 43 şeyciler, dileklerimizi kesiştirip bir nebze de olsa motive olacak, enerji alacağız.

jenere etiketler: sosyal ağların cazibesi, aidiyet, biriciklik, sıradanlık

perSona, blog, , | 0 yorum

 
sabit
altıüstü, byte'lı piyade, chatkapi, pagan, spineless, winternet, bildirgeç, hafif.org, kelamtıraş, nahnu, otium, plasticwings, roccofun, siber kültür, aldaily, boing boing, habits of waste,
in these times, kuro5in, media pill, metafilter, monochrom, spark, the stranger, telepolis, ambiguous, feministe, pinoc-
chio theory
, plastic bag, alternet, gazetem, haysiyet,
24fps, cineaste, cinema space, cinetext, film-
philosophy
, film written, images journal,
kinoeye, offscreen, scope, screening the
past
, senses of cinema, sinefil,