don't miss a sec

25.02.2004, 17:53

Londra'da Thames nehrinin Tate Museum'un karşısına denk düşen kıyısında monica bonvici'nin bir enstalasyonu varmış; ilk bakışta ne olduğu pek anlaşılamayan bu tüm dış yüzeyleri aynayla kaplı büyük oda aslında bir tuvalet. iç taraftaki tuvalet ve lavabo hapisanelere satış yapan bir toptancıdan alınmış, yani o tuvalet mahkumların - çoğunlukla gardiyanlar tarafından dikizlenirken- işeyip, dışkılaması için üretilmiş.

don't miss a sec bu enstalasyonda ise iç tarafta tuvalete giren - ya da buna cesaret edebilen- insan sokaktan gelip geçen, bu ne ki diye enstalasyonu habersizce inceleyen herkesi gözetleyebiliyor, kendisi gözetlenmeden. tuvaletin içindeyken dışarıdan gözetlendiğin hissi veren bu şeye girip aynı anda hem azcık teşhirci hem de röntgenci olmak, bu arada da işini halletmek olanağı da var; enstalasyon aynı zamanda umumi bir tuvalet olarak da kullanılabiliyor.

enstalasyonun adının don't miss a sec olmasının nedeni de sanatçının insanların sergi açılışları vb. olaylarda hiçbir şey kaçırmamak adına tuvalete gitmekten bile çekiniyor olmalarını gözlemleyip, tuvaletteyken bile happening'in içinde olabilme ihtimalini sunmak istemesiymiş.

perSona, blog, , | 0 yorum

adorno, benjamin ve mülkiyet

25.02.2004, 03:41

free adorno


internette başka hiçbir yerde bulamayacağınız çok önemli makale ve kitapları kullanıma açan textz'in kurucusu sebastian luetgert mahkemeye verilmiş ve 2,300 euro ödemeye mahkum edilmiş. Mahkemeye veren kişi Hamburg Bilim ve Kültür Gelişimi Derneği Başkanı Jan Philipp Reemtsma, mahkemeye veriş sebebi textz.com'da adorno'nun "faşizm ve antisemitik propoganda" ve "sahicilik jargonu" makalelerinin ve walter benjamin'in eserlerinin yayınlanması. dernek başkanına göre bunların entelektüel mülkiyeti derneğe ait ve textz'in de başkasının malını kullanıma açtığı için mahkum olması gerekmekte.

Textz'in kurucusu olan üniversite öğrencisi lütgert'e konu hakkında önceden bir mail bile gönderilmediğinden ya 2300 küsür euro'yu+mahkeme masraflarını ödeyecek ya da hapse girecek. dernek başkanına yazdığı tüm mailler de cevapsız bırakılmış ve sadece avukatlar aracılığıyla kendisine direktifler verilmiş. avukatlar aracılığıyla düşünce eserini kağıt üzerine mahkum edip malca pazarlayan, kamuya açılmasını engelleyen ve büyük olasılıkla adorno, benjamin neyn anlamayan, okumuşsa bile feyz almamış olan reemtsma'yı protesto etmek ve eşsiz kaynak textz.com'u desteklemek için şuraya gidip maillerimizi atalım ve bilgiye erişme, okuma ve tekrar üretme hakkımızı savunalım.

perSona, blog, , | 0 yorum

fade out

19.02.2004, 01:57

banned for life adlı blogda, klişe, kullanımına tahammülün mümkün olmadığı ifadeleri tararken -ve sıkılırken-, roland barthes da bu klişelerle ilgili bir şeyler yazmıştı, hatta 4 şıklı bir şeydi, neydi ki diye hallenip nette aramaya başladım. barthes ve klişe yazınca çok şey geliyor ama aradığım 4 aşamalı zinciri bulamadım. sonra o yazıyı bir kitapta okuduğumu hatırlayıp kitapları taramaya başladım. hangi kitap olduğunu hatırlayamadığım ve hatta kitabın barhes'ın kendi kitaplarından biri mi yoksa onun da bir makalesini içeren bir kitap mı, ya da onunla ilgili yazmış birinin kitabı mı olup olmadığını da bilmediğim için yaklaşık bir saat süren bol duraklı bir arama prosesine başladım.

devamı
perSona, blog, , | 0 yorum

kelime hafiyesi

18.02.2004, 02:02

paul mcfedries adında biri harika bi site yapmış - wordspy; çaktırmadan dile sızıp yerleşen ingilizce kelimelerin ve ifadelerin izini sürüyor, ilk nerede kullanıldığı, anlamı, örnek kullanımlar, hepsini sayıp döküyor. baktığım kadarıyla favorilerim: male answer syndrome, retrophilia, jump the shark, smoxploitation ve bibliobibuli

perSona, blog, , | 0 yorum

kantgrad*

13.02.2004, 04:41

"felsefe mi yani, kant falan?" gibi klasikleşmiş cümlelerin sebebi olan kişi ölümünün 200. yıldönümü'nde bloglarda anılmış:

de-kanted
categorically not dull
catastrophic spider

* kant ruslar tarafından çok sevildiğinden kaliningrad'ın adını kantgrad olarak değiştirme önerisi yapılmış bi zamanlar.

perSona, vesaire, , | 0 yorum

bırak flu kalsın

13.02.2004, 03:36

şurada reality-show'lar hakkında bir weblog var: reality blurred. bu formatların çoğu yakında - popstar, birileri yıldızını arıyor, biz evleniyoruz tükendiğinde- türkiye'de de uygulanır sanırım. bu da reality blog: the big blog show, oy.

download'dan hallenen televizyon gerçekliğime geçiyorum. curb your enthusiasm'i izlemeye başladım. seinfeld'in yapımcısı larry david çekmiş, oynamış. hbo'da hala devam ediyor. el kamerasıyla çekilmiş ve katı bir senaryo yokmuş, oyuncular çekim sırasında emprovize konuşuyorlarmış. daha alışamadım, ikinci bölümünü beğendim ama, bir de müziğini beğendim dizinin - soundtrack mi demeliydim?-, yazabilsem notaları parmaklarımla hatta, böyle tedirgin neşeli anlarda fonda çalan, tıngır mıngır woody allenımsı bir müzik.

devamı
perSona, film-tv, , | 0 yorum

çok iğrenç

7.02.2004, 04:09

İnsanların neyi niçin iğrenç bulduğu üzerine bir araştırma yapılmış, 40.000 denek kendilerine gösterilen benzer iki örnek arasında hastalık veya insani sıvı artığı izleri taşıyanı daha iğrenç bulduklarını belirtmişler. Bu sayede iğrenmenin insanı bulaşıcı hastalıklardan koruyan sağlıklı bir tepki olduğu ortaya çıkmış. Araştırmada özellikle kadınların ve gençlerin iğrenç şeylere karşı daha aşırı ya da abartılı tepki verdiği belirlenmiş. Araştırma başkanı bunu şöyle açıklamış: Kadınlar çocuk taşıyan ve bakımını üstlenen cins olduklarından daha duyarlı olmak zorundalar. Yaşlanıp doğurganlık yetisi azaldıkça iğrenç şeylere karşı duyarlılık da azalmakta. İğrenç olanın özneye yabancı ve öteki kalana ya da normal bağlamı dışında olana karşı doğal bir tepki olduğu da hatırlatılmış.

Öteki ve yabancıya karşı duyulan iğrenme ve dışlama hissi julia kristeva 'nın abject'ini aklıma getirdi. Kristeva hayli karmaşık bir şekilde açıklamış abjecti, ben anladığım kadarıyla şöyle açıklayayım: ne nesne (object) ne de özne (subject) olmayan abject, öznenin kendisini tanıması ve devam ettirmesi için gerekli olan sınırları yıkan şeydir. Örneğin, ceset, bok, sümük gibi somut şeyler veya Auschwitz gibi gizli kuralları yıkan büyük suçlar, tabular ve de dini yasaklar abject'tir.

devamı
perSona, vesaire, , | 2 yorum

günün artığı

5.02.2004, 20:00

çeviri işinde kayboldum, paragraf aralarında şunlara takıldım:
bir çevirmenin weblogu: open brackets
yıldırım türker'in pazar yazısından merakla: yasaklanası kelimeler (lol için biraz geç kalınmış)
ana dili ingilizce olan her lise mezununun bilmesi ve cümle içinde kullanması gereken 100 kelime-hadi yabancı dili ingilizce olanlar için 50'ye indirsek bile kurtarmıyor.
lost in translation ırkçı mı tartışması

perSona, blog, , | 0 yorum

günün edebi olayı

4.02.2004, 01:09

today in literature, o gün edebiyat tarihinde olan önemli olaylar hakkında bilgi veren bir site. mesela dün (2 şubat-aynı zamanda james joyce'un doğumgünü) 1922'de ulysses yayınlanmış. şans getirsin diye bu tarihi seçmiş joyce. joyce'un doğumgünü uğuru takıntısı ayrıntılı olarak anlatılıyor.

o gün olayı olan yazar hakkında biyografik bilgi, eserleri, ikincil literatür, işe yarar linkler, benzer yazarlar hakkında bilgiler de var. daha da gelişecekmiş, zamanla yazarların eserlerinden kısa bölümler, kaynaklar vb. eklenecekmiş. üye olup günün edebi olayını mail box'ınıza göndertme olanağı da sunmuşlar.

perSona, vesaire, , | 0 yorum

sosyal ağlar

3.02.2004, 14:02

friendster
friendster'la başlayıp, son durak orkut'la hızını alan sosyal ağlar mevzusunda diyebileceklerim sınırlı, çünkü bunlardan herhangi birine dahil değilim. sosyal ağlar, insanların bir arkadaşın arkadaşı olarak online community'lere davet edilmesi ve profillerine göre o sosyal ağ içinde alt gruplara dahil olması konsepti üzerine kurulmuş yerler. friendster iki senedir devam ediyor (iki senedir de beta) ve gittikçe de büyüyor. bu sosyal ağların insanlara en çekici gelen yanı, tanıdığın (burada tanıdık seni davet eden, kendini arkadaşlar listene dahil ettirmek isteyen, canım cicim yapanlar oluyor galiba) insan sayısıyla düz orantılı artan popülarite. gerçek hayattan pek de farklı işlemiyor yani, ("meraba, meraba" minimum diyalogu arkadaş olmak için yeterli). Başka bir önemli faktör de sunduğu online dating olanağı. her üyenin bir vitrini var, kendisi hakkında tüm bilgileri giriyor, resmini koyuyor, şundan bundan hoşlanırım diyor. friendster'da insanların kendilerini online sunum biçimleri popülaritelerinin en önemli kıstası. şurdaki arkadaş friendster kullanıcı galerisindeki fotoğrafların isabetli yorumlarını yapmış. bunun gibi friendster konseptiyle dalga geçen bir sürü yer var: fiendster (the new way to hate people :), enemyster, introvertster (the new way to get rid of people), hatta friendster'la dalga geçen sitelerin paylaşıldığı bir online community bile var: spoofster

devamı
perSona, blog, , | 0 yorum

film-makers on film

1.02.2004, 01:34

telegraph gazetesinin sitesinde (okuyabilmek için ücretsiz kayıt olmak gerekmekte) ünlü yönetmenlerin en sevdikleri filmler üzerinde konuştukları bir dosya var: film-makers on film. atom egoyan vertigo'yu seçmiş, tom tykwer blue velvet'i, dennis hopper wings of desire'ı ve -maalesef- bilmediğim daha birçok film, kimilerini tanıdığım yönetmenler tarafından sohbet formatında incelenmiş. güzel dosya olmuş.

perSona, film-tv, , | 0 yorum

 
sabit
altıüstü, byte'lı piyade, chatkapi, pagan, spineless, winternet, bildirgeç, hafif.org, kelamtıraş, nahnu, otium, plasticwings, roccofun, siber kültür, aldaily, boing boing, habits of waste,
in these times, kuro5in, media pill, metafilter, monochrom, spark, the stranger, telepolis, ambiguous, feministe, pinoc-
chio theory
, plastic bag, alternet, gazetem, haysiyet,
24fps, cineaste, cinema space, cinetext, film-
philosophy
, film written, images journal,
kinoeye, offscreen, scope, screening the
past
, senses of cinema, sinefil,