kontrpastiş
8.02.2006, 01:35
politik durumlar, sosyolojik olgular, hassasiyetler ve patlayan kitleler hakkında illâ ahkâm kesmek gerekmiyor, zaten şu bağlama şak diye oturacak terimleri hatırlayamayacak, hatırlasam bile şöyle layıkıyla kullanamayacak durumdayım ("politik durum" ne, bir konjonktür diyemedin mi orada?). artık bütün karmaşalar, patlamalar, ayaklanmalar birbirine benziyor, şablon çoktan belirlenmiş, iki ekle, üç eksilt, hep aynı hikâye. biz ezikçi çoğunluğa oturup izlemek, yorumları okumak, karikatürlere bakmak ve gelmeyecek sonu beklemek kalıyor. bu da geçer, üç ekle, beş eksilt, havamızı bulalım.
"birileri düğmeye bastı," demeyi görev edinmiş insanlar var, nasıl heyecanlılar birileri düğmeye bastığı ve onlar da bunu fark ettiği için. o birileri duruma göre ya x'tir, ya y, çıkarılır, mevcut koşullarla uyumlu aksesuarlarla allanır pullanır, önümüze sürülür. ne zaman tarih biz denen birliğin aleyhine yazılsa, yazılayazsa, guguklu saat guguğu misali kafasını çıkartıp, "birileri düğmeye bastı" (repeat x3), "gizli güçler iş başında," (repeat x2) diye öter, kovuklarına çekilirler. yoksa, zaman ilerlemez, piyasa başka türlü dönmez.
adamın biri (bulup yapıştıracağım linkini birazdan) komplo teorileriyle ilgili oldukça yerinde bir tespitte bulunarak, bu komplo teorilerindeki gizli güçlerin lacan'ın küçük a'sına tekabül ettiğini, biz eksik süjeleri ardından deli dana gibi koşturduğunu ama hep hedefi şaşırttığını, matruşka bebekler misali her komplo teorisinin içinden bir başka komplo teorisi, her gizli gücün ardından bir başka gizli güç çıkmazsa sıkıntıdan ölüp gideceğimizi, e sıkıntıdan ölüp gitmek şanımıza yakışmayacağından, o başka komplo teorisi orada değilse bile bizim bir tane üreteceğimizi yazmıştı. ne has adamdı, mevzu büyük Other'dı, hadığz değildi, e bu bağlantıya daha önce de birçok yerde değinilmişti. olsun, zevkli işler bunlar ya, diye okumuştum, yazmak aklımın ucundan bile geçmemişti ama madem buradayım, bu da ilgili link olsun. linksiz olmaz, tadı çıkmaz. o zaman, teşbihte hata olmaz ama temsilde olur diyerek, eeen eski hikâyeye, hikâyelerin asına kafadan link atalım. tanrının sureti olarak tasarlanan adem ve havva, bir günah işleyip cennetten kovulunca, kutsal benzerliğe/aynılığa gölge düşürdüler, ilk günahın lekesini taşıyan defolu modeller oldular. o nedenle, onlar ve devamında bizler tanrının esasını yansıtmamız gerekirken, lekelerimizle birer karikatüre dönüştük. cennetin dışında, bu hayatta o ideale tekrar ulaşıp ulaşmayacağımız test ediliyor şimdi. rahatladık mı? hepimiz karikatürüz desem, huşu içinde birleşir miyiz? /anekdot stop. bence rahatlamayalım, bu hikâyenin altından girip, içinde kalarak etrafı bir kolaçan edelim, üstünden de çıkarız evelallah. bir ara, gizli güçlerin, çarpıtılmış öteki temsillerinin bir türlü ortaya çıkamadığı dizilerimi izleyip, bitirip, rahatladıktan sonra, belki.
in these times, kuro5in, media pill, metafilter, monochrom, spark, the stranger, telepolis, ambiguous, feministe, pinoc-
chio theory, plastic bag, alternet, gazetem, haysiyet,
24fps, cineaste, cinema space, cinetext, film-
philosophy, film written, images journal,
kinoeye, offscreen, scope, screening the
past, senses of cinema, sinefil,

