soldan say
17.11.2004, 02:11
evet efendim, kış geldi, sonra gitti, sonra yine geldi, bush kaldı, herkes üzgündü, üzgün olsak ne olacaktı ki, yaşayıp gittik işte. gidene ve kalamayana üzüldük hem, ben buralara kişisel bi şey yazmam deyişime üzüldüm; sen kimsin ki, nedir misyonun kişisel bir şey yazmıyorsun, daha demin senelik domain uzatma parası verdin, kitlen kim ırak savaşı işkence skandalı fotoğraflarını arayan kimi ısrarcılardan (arkadaşım lütfen maltoz yorumlarınızı başka yerde yapıp başka yerde örgütlenin) ve bir iki arkadaştan ve meraklıdan başka diye üzüldüm. ama kişisel bir şey olmayınca da yazası gelmiyor di mi insanın, var bir yerlere gitmesi gereken bir mesaj, kimi deşifreciler ve analiz ediciler ve hatta bedhahlar. olacaklar. bir şehirle, bir işle, düşünceyle derdi olamayanlar. benlik benlik benlik yollarında sana ulaşanlar. yayıp yatanlar, tek bir tuş vuruşu olmasa da adını orada görünce rahatlayanlar. nickler, karmaşalar, bir olayın binbir versiyonu ve güvenememeler. akıp giden bytelar, gece yarısı arkanı dönüp gitmeye zorlayanlar, akıp gidenler. saklayanlar, saklatanlar. kimde ne kadar çok iz bırakırsa o kadar kendi olanlar. bi sus. bunların hepsi sensin. parasıyla değil mi? daha demin verdik. parasıyla olamayan, oldurulamayanlara üzülüyoruz şimdi, o da biraz kafkaesk yapsın bizi hadi, saymaya başla.
in these times, kuro5in, media pill, metafilter, monochrom, spark, the stranger, telepolis, ambiguous, feministe, pinoc-
chio theory, plastic bag, alternet, gazetem, haysiyet,
24fps, cineaste, cinema space, cinetext, film-
philosophy, film written, images journal,
kinoeye, offscreen, scope, screening the
past, senses of cinema, sinefil,

