metroblogging
7.07.2004, 03:09
metroda giderken weblogculuk oynamak veya metrolarla ilgili bir weblog hazırlamak değil, içinde yaşadığın metropolle ilgili bir weblog oluşturmak. fikir metroblogging'den, katılan şehirler, londra, chicago, nyc, san francisco ve de viyana.
yanımıza kâr kalsın: bir bölgenin veya ülkenin en önemli şehri anlamına gelen metropolün, meter (yunanca anne)+polis (yunanca şehir)'den geldiğini, denizaşırı kolonilerin bağlı olduğu ana şehirler için kullanıldığını, tam anlamıyla merkezde olmadığı halde uzaktan merkez görevi gören şehir anlamındaki terimin ancak 1867'den sonra merkezlerini birleştirmek üzere şehrin altında kurulmuş ulaşım sistemine sahip şehirler için kullanılmaya başlandığını öğrenelim. son cümle karışık oldu, öğrenemeyebiliriz de.
lütfen 5 duraklı meşhur metromuzdan ve onlarca merkezden laf açıp konuyu dağıtmayalım, metropolden megapole koşan istanbul'dan bir metblogging'e çok mevzu çıkar.
taşrablogging öneriyorum zira ben taşrada ikamet eden bir vatandaşım, kendime yontmak isterim.
metropolisler aşağı yukarı aynı uçuklukları yaşarken taşrapolisler kendine özgü işleri cat etmezler mi?
misal, denizli'de dolmuşa binerseniz inmek için konuşmanıza gerek yoktur, zile basarsınız ve bir kuş öter. peki ya zile bastığınızda dolmuşun içinde bir kadın sesi "lütfen, durakta inmek istiyorum" derse? hadi bakalım, new york'tan gelin de ağzınız açık kalmasın, misal yani.
şimdi kendinize yonttuğunuz nokta can alıcı. istanbul'da da günlük hayatın bir parçası haline gelmiş ritüellerin çoğu bir nevyorkluya çok uçuk gelebilir. örneğin, dolmuş konsepti, bakkala sepet sarkıtma, sokakta araba yıkama.
aslında metroblogging'de kültürel ve sanatsal faaliyetlerin sokaktaki weblogcunun kaleminden/klavyesinden yayınlanması düşünülmüş ve ben de istanbul'dan çok iş çıkar derken daha çok verdiğiniz örneklere benzer şeylerin çok yazılacağını düşünmüştüm.
metropol kavramına ve bu metroblogging'in ne amaçlanarak yapıldığına bakmak lazım. ben şahsen bir denizli suburbanblog da olsun isterim. her şehirden birkaç kişi yapsın, her ile bir blog, ohoo birbiri ardına projeler patlıyor kafamda. her zamanki gibi yan gelip yatarak karşılayacağım.
bu metroblog işi fena fikir değil fakat her işin garip işlediği net camiamızda buda enteresan bir şekilde vücut bulacaktır.
pek sevgili ülkem görece bir tane metropol barındırabilir fakat bu diğer şehirlerde tutulamaza delalet etmez.
ayrıca bir noktaya takılmış durumdayım şu denizlide varolan "lütfen, durakta inmek istiyorum" zil hadisesi hangi hatta gerçekleşmiş?.
schizophrenia, July 16, 2004 09:42 PM"çamlık - fakülte" hattında şahit oldum.
böyle bıyıklı koç yiğit bir amca bastı düğmeye. dolmuşun içinde çok hoş bir kadın sesi yankılanmasın mı? adam neredeyse vazgeçecekti. zaten sonraki duraklarda inenler de düğmeye basmayıp "müsait bir yerde inecek var" cümlesini kendi sesleriyle kullandılar.
muhtemelen ilk günün sonuna gelmeden söktürdü o zarif kadın sesini dolmuşçu. bir daha rastlamadım.
in these times, kuro5in, media pill, metafilter, monochrom, spark, the stranger, telepolis, ambiguous, feministe, pinoc-
chio theory, plastic bag, alternet, gazetem, haysiyet,
24fps, cineaste, cinema space, cinetext, film-
philosophy, film written, images journal,
kinoeye, offscreen, scope, screening the
past, senses of cinema, sinefil,

