özgürlük, ayakkabılar, stil ve tırıvırı
6.03.2004, 01:37
sex and the city'nin finali geçen hafta koyuldu; gerçi ben hala 4. ila 5. sezon arasında bir yerlerdeyim ama, sonuçta carrie new york'u terk ediyormuş diye de bir yerde okumuştum. bunu spoiler'dan saymıyoruz, çünkü zaten bu bölüm ne olacak acaba diye merakla izlenen bir dizi değil. sex and the city'nin feminist ve anti-feminist potansiyelinden, birisinin dizinin konusunu nasıl özetlediğine bakarak onun feminizmin neresinde durduğunun anlaşılabileceğinden, erkekler gibi seks yapmak, onlar gibi olmak mı yani bütün olay tartışmalarından falan bahsetmek istemem, düşüncesi bile içimi bayıyor. ammavelakin, blog dünyasında slut (terbiyeli bir tutumla ahlaksız diye çeviriyorum) olmak özgürleştirici midir diye bir tartışma başlamış. sex and the city üzerine yazan yazana.
birisi slut'ı sexually liberated urban teenager olarak yorumlamış; bir başkası da, alakasız ama, (purselipsquarejaw aracılığıyla okudum) cunt'ın kültürel tarihçesini üşenmemiş yazmış. kendisi ingilizce'deki en ağır küfürlerden biriymiş. şu an farkettim ki, ingilizce'de küfürler hep dört harften oluşuyor.
özgürleşmenin önüne gelenle seks yapmakla alakası var mı tartışmasının nedeni de dizinin ana konusunun, yazıları diziye esin kaynağı olan köşeci candace bushnell'in ağzından aktarırsak, kadınların da erkekler gibi seks yapabileceği, onlar gibi sadece seksi düşünerek yaşayabilecekleri ve böylece özgürleşebilecekleri olarak özetlenmesi. postfeminizm, prada veya fendi-feminizm derken, bir yerlerde bir şeyler feci halde yanlış gitmiş, hatlar karışmış.
candace bushnell'le söyleşi yapan naomi wolf'un, virginia woolf'un kendine ait bir oda'da sorduğu özgür olan kadın ne yapardı sorusuna verdiği cevap: "they would f*** a lot". naomi wolf geçen haftalarda da 20 sene kadar önce yale'de okurken profesör harold bloom tarafından tacize uğradığını açıklamış, bolca da tartışılmıştı. promiscuities (cinselliği kalender meşrep yaşama halleri diye çevirelim), the beauty myth gibi kitapları olan ve agresif abla camilla paglia tarafından yuppie feminist olarak görülen wolf, sex and the city'yi feminizmin gerektirdiği cinsel özgürlüğün iyi bir örneği ve kahramanları da 21. yüzyıl feministleri olarak görüyor.
in these times, kuro5in, media pill, metafilter, monochrom, spark, the stranger, telepolis, ambiguous, feministe, pinoc-
chio theory, plastic bag, alternet, gazetem, haysiyet,
24fps, cineaste, cinema space, cinetext, film-
philosophy, film written, images journal,
kinoeye, offscreen, scope, screening the
past, senses of cinema, sinefil,

